1 Haziran 2015 Pazartesi

Ben Ölmeden Önce - Lauren Oliver | Yorum



Selam millet!
Nasılsınız? Ben idare ediyorum işte.Okul hala bitmedi -.-
Ama , bugün çok güzel bir kitapla karşınızdayım.
"Ben Ölmeden Önce"






                          Yazar: Lauren Oliver
Çevirmen:   Bilge Gündüz
Sayfa Sayısı:  512
Dili: Türkçe
Yayınevi: Artemis Yayınları
Yayın Tarihi: Mart 2013
Tür: Genç Edebiyatı, Dram
















  Bu kitabı yorumlarken sık sık olumlu ifadelere yer verdiğimi göreceksiniz , hazırlıklı olun! Benim sevdiğim ve ihtiyaç duyduğum bir tarz vardır.Böyle çok cinsellik içermeyen  , sıkı dostluklar ve saf bir gençlik aşkı bulunduran kitaplar.Hah , işte bu da tam öyle bir kitaptı.

  Brazcık konuyu anlatayım.Ana karakterimiz Sam bir gece arkadaşlarıyla trafik kazası yapar ve ölür.Bu kadar.Yani asıl olay bu.Ama ortada farklı bir durum daha var.Sam arabanın kaza yaptığını hisseder , fırladığını hisseder hatta öldüğünü hisseder.Ve uyandığında alarmı çalmaktadır.Hayır bunların hepsi rüya değildir.Kesinlikle daha tuhaf bir şeyler dönmektedir çünkü Sam öldüğü sabaha dönmüştür! Her şey dünün aynısıdır ve size küçük bir spoiler vereyim gün aynı şekilde tamamlanır ve sabah yine odasında aynı güne uyanır Sam.Sam'in başına neler geldiğini anlatamayacağım size , kendiniz öğrenmelisin :)

Keşke bitmeseydi o yol ...

  Lauren Oliver ' ı daha önce Delirium kitabıyla tanıdık.Ben o kitaba da bayılmıştım ama beğenmeyenler de vardı.Merak ediyorsanız şöyle diyeyim ; aşkın yasak olduğu bir distopyaydı söz konusu.Bu kitap ondan çok farklı bir tarza sahipti, duygusaldı ve daha güzeldi.Dediğim gibi tam aradığım tarzdı.Gençlik dizileri gibiydi ama yanlış anlamayın basit değildi.Konusu ilginçti ve akıcıydı.Öyle kolay hayal ettim ki ... ( Spoiler veriyorum : Juliet'i kafası delik bir şekilde karanlıkta gördüğümü sanıp korktum.Çok kötüydü :/ )

Delirium'dan.
  
  Gelelim karakterlere.İlk ve ana karakterimiz Sam.Sam şu her okulda olan , havalı gruplardan biriyle arkadaş ve bunun farkında.Farkında çünkü daha önce o da ezikler takımındaymış , Lindsay'le takılmaya başlayana dek.Az önce kullandığımı tabirde de fark edildiği üzere , Lindsay okulun şımarık prenseslerinden biri.Evet , fazla ergence yazdığımın farkındayım ama gerçekten öyle.Grubun diğer iki üyesi Elody ve Ally de popüler tabi ki ama hiçbiri Lindsay kadar olamaz.Şımarık , hiç bir şeyi takmaz gibi görünün bir tip olsa da - tabi ki - öyle değil.Sam yaşadığı "tekrar günler" sayesinde onun da sınırlarını öğreniyor , merak etmeyin.

Resmen Lindsay ve Sam :D

   Üç karakterimiz daha var anlatmak istediğim.Aslında birkaç karakter daha var da o kadar uzatmama gerek yok.Okursanız tanırsınız ;)  Karakterleirmizden bir tanesi Rob.Allah'ım ne nefret ettim bu karakterden.Kendileri Sam'in sevgilisi (!).Öyle karaktersiz ki.Başından sevmedim.Sam'e hiçbir zaman gerektiği değeri vermedi.Kötü karakter anlayacağınız ama sempatik olanlarından değil -.- İkinci karakter Kent.Kent favori karakterim olur arkadaşlar.Çok romantik geldi bana.Bir minik spoiler daha : Sam'e aşık :D Zaten tahmin edersiniz ilk sayfalardan.Yani bana çok tatlı geldi.Kendi halinde , sessiz bir tip ki bu benim gözümde +1 oluyor :D Ve bayıldığım son karakter : Juliet.İsme duyduğum sempatiden olacak bu kıza ba-yıl-dım.Kız çok güzel tasvir edilmiş zaten onu okurken hep Barbara Palvin'i düşündüm :D Bu kıza dikkat edin.

Resmi görür görmez işte Juliet dedim.

   Kitap genel olarak şimdiki zamanla ( -yor) çekimlenmiş ama beni rahatsız etmedi çünkü kitaba yakışıyordu.Bu kıza ikinci bir şans verildiği resmen ve ne yapacağının belli olmaması durumu oluşturuyor şimdiki zaman.Yaşanıyor , geçmemiş ;) Zaten kitabın ilk yüz sayfasında Sam'in hayatını tanıdık , anılarına gittik bu yüzden hiç rahatsız etmedi , sonradan da oturmaya başladı ek.

  Keşke Juliet'le Kent birbirlerine aşık olsalardı.Eminim Rob - Sam ikilisinden daha romantik olurlardı.Gördüğünüz gibi yan karakterleri ana karakterlerden çok sevmişim :D

Nerede o günler Allah'ım!

   İşin özü , Sam'e ikinci bir hak veriliyor ve o bu hakkı yaşarken hayatı boyunca göremedi , görmek istemedi şeylerin farkına varıyor.Benim için inanılmaz zevkliydi Sam ile hareket etmek.Upuzun bir yorum yazdığımdan da belli , başlarken kafamda hiçbir şey yoktu , sadece notlarım vardı.Destan yazdım resmen.
  
  Ya ne olurdu sanki o kaza olmasaydı? Ağlayacağım şimdi ya ve bu fangirl sendromu filan değil -,- Kitap çok güzeldi ve karakterlere çok alışmıştım.Hepsiyle arkadaş gibiydim.(Kafayı yemedim)
  
Kızın yerinde kitap olduğunu farz edin :/
  
   
  Okumanızı şiddetle tavsiye ediyorum.
  Sevgiler.

  

  

2 yorum:

  1. Selam, bloguna tesadüfen rastladim. izninle takip ediyorum. Ben de bloguma bekliyorum mutlaka! :) Bu arada sayfadaki hareketli resimlere bayildim!!! (gif ti galiba adi bunlarin) :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Tabi ki geleceğim ! Beğenmene çok sevindim :)

      Sil

Yorum: Gölün Dibindeki Ev

Selamlar, selamlar! Bugün sabah kalktım ve artık okumaya hazırım dedim.Bir seriye başlayacaktım ama dedim ki kendi kendime ne yapıyorsun Şul...

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...