30 Ağustos 2015 Pazar

Kafes - Josh Malerman | Yorum

Selam *-*
Bu güzel pazarı, İthaki kalitesiyle çıkan, Josh Melarman'ın ilk kitabı "Kafes" ile geçirdim.Kitap hakkındaki düşüncelerim yazının devamında :)


Bu yazı kitabı bana armağan eden Selin Yılmaz'a ithaf edilmiştir.
Teşekkür ederim!



Dışarıda bir şey var…
Görülmemesi gereken korkunç bir şey… Ona atılan bir bakış kişiyi ölümcül bir deliliğe sürüklüyor. Ne olduğunu ve nereden geldiğini ise kimse bilmiyor.
Malorie ve iki çocuğu, olayların başlangıcından beş yıl sonra hayatta kalmayı beceren bir avuç insan arasındaydı. Nehrin kenarındaki terk edilmiş bir evde çocuklarıyla yaşayan Malorie, ailesinin güvende olabileceği bir yere gitmenin hayalini kuruyordu. Fakat onları bekleyen yolculuk tehlikelerle doluydu. Tek bir yanlış hamle ölümlerine yol açabilirdi. Ve onları takip eden bir şey vardı.
Bu bilinmeyene doğru gözbağının karanlığında yaptığı yolculukta Malorie sık sık geçmişi hatırlıyordu. Bilinmez tehlikenin karşısında bir araya gelerek hayatta kalmaya çalışan, kendisini de aralarına kabul ederek onu da kurtaran ev arkadaşları teker teker aklına geliyordu: Bir zamanlar yabancı olan bir grup insanın birer birer kapısını çaldığı evde kurdukları ortak hayat... Ancak sağ kalan ve kapılarını çalan insanlar arttıkça ortaya yüzleşmeleri gereken bir soru çıkmıştı: Herkesin aniden delirdiği bir dünyada kime güvenilebilirdi?



*İthaki Yayınları tarafından çevrilmiştir!!







    Kafes, çıktığı ilk zamandan beri merak ettiğim bir kitaptı.Nihayet okuyabildim.Konusuna geçmeden önce tasarımından bahsetmek istiyorum.İthaki çok özenli bir kitap çıkarmış, tebrik etmek gerek.Her ne kadar kitabın çantalarından bize verilmemiş olsa da kitabın kapak tasarımı özel hazırlanmış, düz kapak değil :)


Görsel Eren Nadir Akşamoğlu'na aittir!!

   Arkadaşlar benim için Kafes'in en önemli özelliği tek bir hikaye üzerinde ilerlememiş olmasına rağmen insanın aklını karıştırmamasıydı.Çok mu karışık bir cümle oldu? İşte kitap da aynen böyle karışık olaylardan oluşuyordu ancak yazar usta manevralarla akıl karışıklığımızı önledi.Konuya geçelim.

  Eğer onları görürseniz ölürsünüz.Onlar sonsuzlardan geliyorlar ve sonsuzlar.Gözlerini sımsıkı kapat, ölmemek için.
  Malorie onlardan saklanmak için bir eve gitti.Ev güvenilir mi?
  Malorie hamile, çocuğu güvenli bir şekilde doğacak mı? Yaşayacak mı?
  Tom dışarıyı keşfe çıktı, geri dönecek mi?
  Malorie, bu sefer kurtulmuk için gözlerini açmalı.Yaşamaya devam edecek mi?

  Nasıl, konuyu anlatış şeklim hoşunuza gitti mi? İşte yazar aynen bu şekilde konuları birbirine bağlayarak ilerledi.Bir zincire halka ekler gibi.Benim zincirim pek sağlam olmadı ama onunki oldukça sağlamdı, benden söylemesi.

  Bir korku romanın olmazsa olmazı nedir? Sizi ürkütmesi, lambalar açık uyumanıza neden olması ya da yalnız başına kaldığınızda korkmanız mı? Benim için değil.Bu üç maddeyi size herhangi bir korku filmi de verebilir.Hatta korku olmasına bile gerek yok, içinde iğrenç şeyler barındırsa yeter.Bir korku romanıysa, bilinçaltınızda açığa çıkmayı bekleyen canavarları şekillendirmenizi sağlar.Size gerekli altyapıyı sağlar ve siz hayal edersiniz.Kitap size gözleri oyulmuş bir adam olduğunu söyler, zihniniz ise o adamı görmenizi sağlar.

    İNSANOĞLU ASLINDA KORKTUĞU YARATIĞIN TA KENDİSİDİR.
  
   Kafes, açık diliyle size hayal etme olanağı tanıyor.Kitapta fazla tasvire yer verilmemiş, olaylar olduğu gibi yansıtılmış ve gerisi okuyuculara bırakılmış.Korkuyu kendi zihnimizde tadıyoruz, başkalarının gözleriyle görmüyoruz.

  Kitabın beğenilmesinde bir diğer etkenin akıcılığı olduğunu düşünüyor.Üç yüz otuz sayfa olarak basılmış, genel olarak kalın bir kitap değil.Aynı şekilde kurgusu da ağır işlemiyor.Bu tarz, farklı karakterlerin bakış açısıyla yazılmış kitapların, en önemli artısı bölüm sonları bana göre.A şahsının hikayesini zirvede kesen yazar, merakla okutuyor kitabı.

  Arkadaşlar, şu kıyamet senoryolu kitaplar olur ya.Düşmüş melekler gibi, uzaylılar gibi.. İşte o tarz kitaplarda ölmeyen ama dünyanın geleceği için de bir faydası olmayan kenarda yaşamını devam ettirmek için debelenen karakterlerin hikayesi Kafes.Bir de bu açıdan okuyun,  dünyanın sonunu.Dünyayı kurtarmak için seçilen bir karakterin gözünden değil, kurtarılan Dünyalılar tarafından.

  Ana karakter Malorie için bazı yerlerde delirdi bu kadın, diye düşündüğüm oldu ama o anlarda empati devreye girdi.Düşünsenize kız kardeşiniz başta olmak üzere dünyanın büyük çoğunluğu görünüşü bile bilinmeyen canavarlar tarafından öldürülüyor ve siz hamilesiniz! Tamam hamile olma kısmı genel olmadığı için yakın bir şeyle değiştiriyorum."Kız kardeşiniz başta olmak üzere dünyanın büyük çoğunluğu görünüşü bile bilinmeyen canavarlar tarafından öldürülüyor ve siz iki çocuktan sorumlusunuz!"

  Canavar demişken, kitap boyunca canavarların şeklinden şemalinden bahsedilmediği gibi nasıl ortaya çıktıkları konusunda elimizde sadece arada sırada ana karakterin histerik bir şekilde söylediği "Sonsuzluktan geliyorlar" düşüncesi var.Hatta direkt aktarayım.

    O ne? O ne? O ne?
Sonsuzluk.
Nereden geldi? Nereden geldi? Nereden geldi?
Sonsuzluktan.

   Bu tarz kitaplarda hoşuma gitmeyen şeylerden biridir; yazarın insanların nasıl delirdiğini/öldüğünü bilimsel bir şekilde açıklamak için debelenmesi.Malerman'ın bu şekilde canavarların üstünü kapatmış olması hem beğendiğim hem de beğenmediğim bir yön oldu bu yüzden.Daha çok detay isterdim, olmasa da oluyormuş ama, onu öğrendik.

  Yazınının sonuna geldikçe ne eksisi vardı diye düşünüyorum ama aklıma gelmiyor.Mükemmeldi diyemem; mutlaka eksikleri vardır.Mesela, korku romanı hayal etmenize izin verir filan dedik, bu konuda kitap başarılıydı dedik ama o kadar da korkunç değil kitap.Daha önce çok King romanı okumadım ve korku romanlarının kralı Stephen King'dir diye biliyorum.Onun hakkında fazla bilgi sahibi olmadığım gibi beni korkutacak pek fazla roman da okumadım.Kafes de korkutmadı, korkudan çok gerilim ağırlıklıydı.

  İşte böyle, beğenerek okuduğum bir kitabın daha sonuna geldik, yorum da yazıldığına göre :) Benim için keyifli hatta biraz da gerilimli bir yolculuktu.Kitaplara puan vermek gibi bir alışkanlığım yok; yorumumdan anlamışsınızdır düşüncelerimi :)

  Tekrar beklerim, görüşmek üzere :)



DR/Kitapyurdu/İlknokta/OkuOku



3 yorum:

  1. Yaa bunu çok merak ediyorum *-* Konusu ve kapağı çok harika hatta Trendeki Kız'dan sonra en favori kapağım olabilir.

    YanıtlaSil
  2. Stephen king iyi bir yazardır o kadar.Korkunun kralı edgar allen poe'dur.Geri kalan tüm yazarlar onun yansımasi , ister istemez taklidi konumundadır.bu arada kitap hakkındaki goruslerinize katılıyorum.güzel bir inceleme olmuş.

    YanıtlaSil

Bi Kahve?

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...