7 Eylül 2015 Pazartesi

Kütüphane Ziyaretim


Son zamanlarda kütüphaneye gitmiyordum, bugün nihayet gittim!
Altı adet kitapla döndüm :)


PicsArt_09-07-05.41.58.jpg görüntüleniyor

Kitaplara göz atalım :)

Yaşlı Kavak - %22 indirimli  - Lev Nikolayeviç Tolstoy - Evrensel B




“Köpekbalığı çocuklara yaklaşırken, denizciler çocuklardan hâlâ uzaktaydılar. Çocuklar “Köpekbalığı!” diye bağıranları duymadıkları gibi köpekbalığını da görmediler. Fakat daha sonra içlerinden biri geriye bakınca, hepimiz keskin bir çığlık duyduk ve bunun üzerine çocuklar farklı yönlere doğru yüzmeye başladılar. Bu keskin çığlık sanki topçuyu uyandırmıştı. Topçu yerinden fırladı ve toplara doğru koştu. Topun namlusunu çevirip üstüne eğilerek nişan aldı ve fitili yaktı. Gemideki herkes korkudan dona kalmıştı. Top sesinin ardından topçunun topun yanına düştüğünü ve elleriyle yüzünü kapadığını gördük.”
Sonra ne oldu dersiniz? Bu heyecanlı öykünün sonunu merak ediyorsanız, kitabınızın sayfalarını çevirmeye başlayın. Ünlü yazar Lev Tolstoy'un yazdığı bu kitapta birçok heyecanlı öykü, fabl, masal ve anlatıyla dilin ve okumanın tadına varacaksınız.






Müzeyyen. Annesinin kuzusu. Babaannesinin biriciği. Babasının... Sa-hi ben babamın neyiydim? Bütün bu hikâyenin içinde benim rolüm neydi, diye düşündüm hep. Benim repliklerimi kim yazmıştı, mizansenlerimi kim belirlemişti? Sahneye hangi taraftan gireceğime, uslu kızı oynarken neler giyeceğime, içimdeki kötülüğü kusmaya başladığımda nelerden soyunacağıma kim karar vermişti? Okuduğum bütün kitaplarda beni bana anlatacak bir karakter arardım. Dinlediğim radyo oyunlarından, izlediğim filmlerden bir cümlecik çalmaya çalışırdım. Saatçi Nejat Bey ile ev hanımı Meral Hanım'ın kızı Müzeyyen'i bana anlatabilecek bir cümle.

Yekta Kopan'ın yeni romanı Aile Çay Bahçesi'nin, çoğu kadının kendinden izler bulacağı unutulmaz bir kahramanı var: Müzeyyen... Aile yaşamının gizli şiddetine başkaldıran, kardeşinin doğumuyla kendi varlığının silinmeye başladığını hisseden bir kadın... Kopan'ın romanı, güçlü, okuru kıskaca alan bir anlatımla sarsıcı bir finale uzanıyor.
(Tanıtım Bülteninden)






Yeni bir avukatımız var: Dr. Bucephalus. Uzaktan bakıldığında Makedonyalı İskender`e yardım etmiş bir savaş atını andıracak tek özelliği yok. Fakat bu adı bilenler, avukatın görünüşünde kimi özellikler bulabilir yine de. Örneğin, geçen gün adliye sarayının dışındaki merdivanlerde akıldan yana şansı olmamış bir mübaşir gördüm: Dr. Bucaphelus, ayaklarını alışılmıştan yukarı kaldırıp mermerde çın çın öten adımlarla basamakları tırmanırken, mübaşir, at yarışlarını kaçırmayan bir küçük uzmana has bakışlarla, hayranlıkla onu izliyordu.





Çocuklar, bu oyunun sonucundan çıkarılacak doğruyu sizler bu oyunu seyrettikten sonra kendiniz bulacaksınız. Aranızda tartışın, ana-babanızla konuşun ve bu masal oyunun niçin yazıldığını, hangi doğruyu, hangi gerçeği anlatmak istediğini kendiniz bulun. Bu oyun size, doğru olanı, bir gerçeği bulmanıza yardım etmek için yazılmıştır. Nedir o gerçek olan doğru? İşte bunu siz söyleyeceksiniz bana... 
Hepinizin gözlerinden öperim. Hepinize başarılı ve mutlu uzun yaşam dilerim. Hepinizin yurdumuza halkımıza ve dünyamıza yararlı olmasını candan dilerim. 
-Aziz Nesin







"Kitaplar, gerçekten de okuyucuların yakınmalarına neden olacak kadar pahalı mıdır?" Sıkça sorulan bu sorunun cevabını bu kez George Orwell arıyor. İşe elindeki kitapların envanterini çıkararak başlıyor ve sigaraya harcanan parayla kitaba harcanan para arasında bir kıyas yapıyor. Cevap sizce ne?
Kitaplar ve Sigaralar, eleştirmenlik ve sahaflık da yapmış olan Orwell`ın sansürden başlayıp eleştirmenliğin çelişkilerine uzanan geniş bir yelpazede edebiyat camiasına ilişkin gözlemlerinden oluşan makalelerini bir araya getiriyor. Edebiyat dünyasına ve bu dünyadaki ilişkileri yöneten ve yönlendiren etiğe ilişkin özgün bir bakış açısı sunan Orwell, yazar, eleştirmen ve okurların panoramasını dönemin politik atmosferi eşliğinde değerlendiriyor.



Edebiyat anlayışı hiçbir zaman politik düşüncelerinden ve gözlemlerinden ayrı düşünülemeyecek bir yazar olan George Orwell, Neden Yazıyorum'da bir araya getirilen denemelerinde, hemen her yazarın hayatının bir noktasında kendisine sorduğu ya da başkalarının ona yönelttiği, beylik "Neden Yazıyorum?" sorusuna politik ve insani gözlemlerle yoğurduğu cevaplar veriyor. Politikacıların ipliğini pazara çıkarırken, İngiliz karakterini bir kadavra gibi parçalarına ayırırken, savaşa dair dile getirilmeyenleri dile getirirken iğneyi başkaları kadar kendine de batırmaktan sakınmıyor. 










Her şey Lina’nın çaresiz bir anında sihirli bir yemek kitabına rastlamasıyla başlar. Kızıyla başı dertte olan bir tanrıça, soğukluğuyla ve kabalığıyla ün salmış, ama aslında aşka susamış bir tanrı ve dünyasına baharı getirerek sorunlarını çözecek olan genç bir tanrıçayla tanışmasıyla hayatı baştan aşağı değişir. Ruhunu Bahar Tanrıçası Persephone’ninkiyle değiştirmesi teklif edilen Lina, huzursuz ruhlarla çalkalanan Ölüler Diyarı’nı düzene sokabilecek midir? Peki ya, büyüleyici güzellikteki Persephone’nin bedenine hapsolan ruhu, yakışıklı esmer Hades’e kapıldığında bu karmaşanın 
içinden çıkabilecek midir?





- Genel olarak öykü ve deneme ağırlıklı aldım.
- Tanrıça serisi bayıldığım bir seri olmasa da sevdiğim bir seri bakalım bu kitabı nasıl :)
- Aile Çay Bahçesi'ne başladım.
- En kısa zamanda bitirip yeniden gideceğim ^_^

1 yorum:

  1. P.C Cast'e bayılıyorum . Gece Evi serisiyle tanıdım muhteşem hayal gücü var yaa :)

    YanıtlaSil

Yorum: Gölün Dibindeki Ev

Selamlar, selamlar! Bugün sabah kalktım ve artık okumaya hazırım dedim.Bir seriye başlayacaktım ama dedim ki kendi kendime ne yapıyorsun Şul...

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...