7 Aralık 2015 Pazartesi

Devrimin Kızı - Amy Engel | İnceleme + Alıntılar

Daha güçlü bir Ivy geliyor, elindekilerin hepsini kaybetmiş, dışarıda ve yalnız kalmış bir Ivy.
Hazır olun.




Devrimin Kızı çıkalı çok olmadı herhalde, ben de denk geldiği için aldım.İlk kitabı beğenmiştim ama ikincisinin çıkmasını deli gibi bekleyecek kadar değil.25 Haziran tarihinde kitap için yaptığım yorum:
"Kurucunun Kızı yayınevi tarafından bolca reklamı yapılmış bir kitap.Güncel edebiyat seviyorsanız mutlaka karşılaşmışsınızdır.Lakin reklamlarına o kadar aldanmayın.Genel olarak Ivy'nın yeni evlendiği eşinden intikam alma planlarıyla geçiyor.Kişisel hiçbir yönü yok bu planların tamamen siyasi içerikli.Olayın içine girdikçe işlerin dışarıdan göründüğü gibi olmadığını kavramaya başlıyor , babası tarafından işlenildiğinin farkına varıyor.
Eşini öldürmek o kadar kolay değil artık.
Güzel bir kitaptı.İki üç saatte bitirebilirsiniz.Distopik açıdan yepyeni bir dünyaya dalmıyoruz , olan dünyanın kurallarla çevrili bir distopyasına adım atıyoruz.
Distopya severler kaçırmasınlar :)"


Genel bir hatırlatma yapmış olalım istedim :)
Dediğim gibi ikinci kitaba başlarken pek bir beklentim yoktu.Ivy'nin dışarı atılması ve ardından kısa bir süre içinde uğradığı saldırı, kurtarılması derken kitaba alıştım.Zaten kısa bir kitap, rahat iki üç saatte biter.

Ivy oldum olası duygusal bir karakterdi, istediğim kadar güçlü olamadı.Ta ki sonuna kadar.Tamam, spoiler yok ama çok çok şaşıracaksınız dostlar.Bizim Ivy sonunda büyüyor.

ALINTI.#littlebookstagrams #littlebookstagram
@veniareads galiba buralardan.

Bu hikaye güzel bir hikaye ve faydalı.Kitaplar kalın değil, olay örgüsü gayet güzel ve karakterler seversiniz.Kitap okuma alışkanlığı kazanmak için uygun kitaplardan biridir zannımca.Bu tavsiyemi göz ardı etmeyin :)

Gel gelelim kitabın bendeki yankılarına.Öncelikle bu kitap distopyayı tam yansıtamıyor arkadaş! Tam bir distopya örneği olduğunu savunan çok insan var ama benim distopya tanımıma uymuyor.Neden mi? Yazarın yaşanılan çevreyi tam olarak betimleyebildiğine inanmıyorum.Tamam savaş, yeni bir ülke vs. Ama o kadar kolay mı? Bu çıkar çatışmaları toz pembe kalıyor.İlk kitabı okumayanlar okumasınlar bu paragrafın devamını.Gerçekten bir kadın meselesinden mi ibaret? Üç kişi bir tarafta iki kişi bir tarafta liderlik savaşı güya.Ki Ivy daha on altı yaşında, kendinin bile farkında olmayan yapmacık hırsları olan bir kızdı ilk kitapta.İkinci kitapta yazar bile sık sık dem vuruyor Ivy'nin artık kendisi olmaya başladığından, kimse gelip Ivy güçlü demesin.Ivy, kendisinden yapılmasını isteneni yaptı.Fazlasını değil.Bakar mısınız alıntıya? Bu ikinci kitaptan.


Acının beni sarsmasını durduramıyordum ama kendime neyi ve kimi kaybettiğime odaklanma izni vermiyordum. Kendime belki bir gün değil, hiçbir zaman diyordum ve kayıplarımın her zaman bu kadar acı vermeyeceğini hatırlamaya çalışıyordum: Bir gün çektiğim acı, azalıp bir hatıranın hafif sızısına dönüşecekti.

İzin vermiyor, tamam.Bu normal hatta güzel ama sonrasına dikkatinizi çekmek istiyorum."Bir gün çektiğim acı, azalıp bir hatıranın hafif sızısına dönüşecekti.".Güçlü biri bunu demez.Gerçekten güçlü bir karakter acısına karşılık acı ister, intikam ister.Bu kız on altı yaşında daha diyor olabilirsiniz ama ilk kitapta kahraman ilan ettiğiniz yerlerde de on altı yaşındaydı ve Devrimin Kızı'nın sonlarında da on altı yaşında, bunu göz önüne alarak değerlendirin.

Kitabın çok sevdiğim ve yazarı takdir ettiğim bazı bölümleri vardı.Her genç gibi Ivy'nin de kendini tanıma çabaları.Bu Ivy için daha zevkliydi, onu etkileyen biri olmadan kendi çizgisini bulmak.Ivy kadar belirgin yaşamasa da Bishop da yaşadı aslında bunu.



Uyurken başımın üzerindeki yıldızlara, arazide yürürken kaslarımda beliren ağrıya alışmıştım. Dünyanın seni tanımlamasına izin vermektense, kendi dünyanı tanımlamakla gelen özgürlüğe.

Kurucunun Kızı ve Devrimin Kızı, benim için bir gencin kendi yolunu bulma çabası.Ne çok güçlü bir distopya ne de zayıf.Ne tam bir aşk hikayesi, ne acımasız bir savaş.


ALINTILAR


Yaptığımız şeyde, kontrolü elimize almakta, tehlikeli hatta belki aptalca olsalar da kendi seçimlerimizi yapmakta güç yatıyordu.
Bazen taşıdığım bütün sırlar bir soğanın katmanları gibi geliyordu; ne kadar soysam da her zaman bekleyen bir sır daha vardı.
Bir gün çektiğim acı azalıp bir hatıranın hafif sızısına dönüşecekti.
Kadere inanmadığımı sanıyordum ama belki de kader insanın neye inandığını umursamıyordu.
Bu da öğrenmem gereken bir şey. İnsanlara nasıl güvenileceği.
Ama asla gercekleşmeyecek dilekler dilemeyi kesmiştim. Bu dersi zor yoldan öğrenmiştim.
Kadere veya yazgıya pek inanmazdım. En azından kaderin değiştirilemeyeceğine inanmıyordum. Bunun yaşayan kanıtıydım. Kendi kaderimi değiştirmiştim.
İnsanların seçimlerini ellerinden almanın ne kadar yanlış olduğunu herkesten iyi biliyordu...
Bir şeye tutunmazsam kaybolacakmış gibi hissediyordum.
Ama sevgi budur zaten, değil mi? Sırf biri seni hayal kırıklığına uğrattı diye onu sevmeyi bırakmazsın.
Çok iyi bir yalancı olmayabilirdim ama sessizlik konusunda eski bir profesyoneldim, ezelden beri sıramı bekleyip gerçekten söylemek istediklerimi derinlere gömüyordum. Sessizliğe her zaman sessizlikle karşılık verebilirdim.
Burada artık benim olmayan şeylerin özlemini çekmek, sadece mahvoluşuma sebep olacak bir zayıflığa yol açardı.
Dünya bizim kayıplarımızı, üzüntümüzün derinliğini hiç umursamadan dönmeye devam ediyordu.
Pes etmek mi, yoksa devam etmek mi istiyordum? Yaşamak mı, ölmek mi? Bir gün daha savaşmak mı, yoksa beyaz bayrak çekip suyun beni sürüklemesine izin vermek mi? Kendime bunun, bu soruyu soracağım son sefer olacağını söyledim. Cevap ne olursa olsun, bu son cevap olacaktı.
Bazı insanlar... bazı insanlar asla değişmez. Değişmeleri gerektiğinde bile.
Çünkü beraberken her zaman daha iyi, daha güçlü oluyorduk.


1 yorum:

  1. merhabalar
    bloguma bırakmıs oldugun yorum uzere geldım
    blogun cok hos ve takıpteyim ;))
    sevgiler <3

    YanıtlaSil

Sevgili Dostlar;

Ben geldim.Yazmaya yazmaya paslanmışım ama size aktarmak istediğim birtakım şeyler var ondan geldim. Ygs - lys maratonuna ara verdim geldi...

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...