30 Mayıs 2016 Pazartesi

Inceleme: Isla ve Mutlu Son - Stephanie Perkins


Isla Ve Mutlu SonIsla ve Mutlu Son, hem tatlı bir aşk hem gerçekçi bir dostluk hem de John Green ve Rainbow Rowell sevenlerin ellerinden bırakamayacağı bir "ilk aşk" hikâyesi.
Aşk onları bir yaz günü, asla uyumayan şehrin sokaklarında yakalamıştı… ama ya ona sahip çıkmak düşündükleri kadar da kolay değilse?
Romantizme umutsuzca inanan Isla, lise birinci sınıftan beri kendini çizdiği karikatürler arasında kaybetmiş Josh'a âşıktı. Yaz tatili esnasında Manhattan'da yaşanan tesadüfi bir karşılaşma sonrasında Isla belki de aşkın o kadar da uzakta olmadığını fark etmişti. Ancak yeni okul yılının başlamasıyla Isla ve Josh, her genç çiftin karşılaştığı güçlüklerle yüz yüze gelmek zorunda kalmışlardı: ailevi sorunlar, gelecek kaygısı ve birbirlerinden ayrılmak zorunda kalabilecekleri gerçeği.
Bu içinizi ısıtacak, tatlı aşk hikâyesi New York sokaklarını, Paris'in büyülü havasını ve Barcelona'nın ateşli atmosferini yansıtırken, sevilen başka iki çifti de yeniden okurla buluşturuyor: Anna ve Etienne, Lola ve Cricket.

Bu kitap hiç beğenmedim.O yüzden çok uzun bir yorum olmayacak.Bence almayın, gerçekten.Karakterler çok aptal geldi bana.

İki sevgilinin yapacağı şeyleri yapıyorlar ve sonra Isla diyor ki acaba sevgili miyiz? Argo kullanmamak için kendimi zor tutuyorum.

Çok büyük umutlr bağlamıştım bu kitaba, çok.Yarım bıraktım diyebilirim.Umarım serinin en kötü kitabı budur.Bir de Rainbow ve John'a benzetmişler.Lola'daki yazım benziyordu evet ama hikaye, hayır, olamaz, olmamalı.

Puanım: 


29 Mayıs 2016 Pazar

Haziran Ayında Okumak Istediklerim

[​IMG] Haziran Ayında Okumak İstediklerim [​IMG]

1) Yaramaz Çocuk
2) Şahmelek
3) Annemin Gelini Olur Musun?
4) Efsunlu Adamlar
5) Solucan
6) Duygu
7) Daima Aşk Kazanır
8) Bir Bebek Daha
9) Karanlık Lise
10) Kötü Çocuk
11) Yabancı
12) Karanlık Lise
13) Çirkin Güzel
14) Eros'un Okları
15) Güz Fırtınası
16) Denizimsi
17) Düşman
18) Karanlık Sevgili
19) Kuzey Masalı
20) Senli
21) Psikopat
22) Ateş ve Buz
23) Aşk Her Şeyi Affeder Mi?
24) Frezya
25) Deli
26) İhanetini Fısılda
27) Rastlantı

Bakalım kaçını okuyabileceğim, hangilerini beğeneceğim 

Mayıs Ayında Okuduklarım | 2016

[​IMG]Mayıs Ayında Okuduklarım | 2016 [​IMG]

2) Mucizeler Çağı
5) Mimar
7) İyi Hemşire
8) Başka Bir Hayata
10) Benden Sonra
15) Puslu Kıtalar Atlası
21) Fangirl
22) Saplantı
23) Beklenti
24) Isla ve Mutlu Son
25) 4N1K
27) Ürperti
28) Cadı Avcısı
29) Ps Zaten Boyun da Küçüktü
30) Deniz Feneri Koyu
31) Ada
32) Zıt Kutuplar

Ah ah! Çok güzel kitaplar okuduğum verimli bir ay oldu [​IMG]
Bu ay bir tek kitap yönünden güzeldi ama içim bir buruktu, ders de çalışmadım.
Ondan daha iki gün varken benim için mayıs ayı bitiyor.
Elveda mayıs, elveda 11.sınıf.
Hoşgeldin son sınıf, sınav yılı!


28 Mayıs 2016 Cumartesi

200 Takipçi ~ 1. Yıl Özel Çekiliş!

Selamlar!
Geçen yıl bu zamanlar blog dünyasına ilk adımımı atmıştım :) Düşesin Günlüğü artık 1 yaşında!
Hem bunu kutlamak hem de iki yüz takipçiye ulaşmamın şerefine bir çekiliş yapmaya karar verdim :)

Hadiye kitabımız ne olsun ne olsun diye düşünürken aklıma ilk yorumladığım kitap geldi :)




Şartlar:
1) Blogumu GFC üzerinden takibe almanız.
2) Beni Google+ üzerinden takibe almanız.

Aşağı mail adresinizi yorum bırakmayı unutmayın ki size ulaşabileyim :)
*En az 20 katılım olmazsa çekiliş iptal edilecektir.

Bitiş: 1 Temmuz

Kargo bana aittir.

Bir Küçük Instagram Meselesi

Bugün Instagram açtık arkadaşlar ^^ Tumblr'dan alıntılar paylaşacağım :) Kitaplarla ilgili resimler filan :)

Tıklayın ve hesabıma gidin!


Takibe alırsanız çok sevinirim.
Sevgiler!


27 Mayıs 2016 Cuma

Daemon Geliyor!


NASIL NEFES ALIYORDUK?

Inceleme: Cadı Avcısı - Virginia Boecker


Cadı Avcısı Tenime dağlanarak işlenmiş mühür.XIII
Beni koruyan ve ne olduğumu gösteren mühür.
Ben On Üçüncü Yazıt’ın bir uygulayıcısıydım.
Bir cadı avcısı.
Korkulması gereken kişi bendim.
“İyi bir fantastik kitapta olması gereken her şey var: kılıçlar, zehir, kara büyü ve ihanet. Eğlenceli, kanınızın çekileceği, macera dolu bir ilk roman.” - April Tucholke, Derin Sularla Şeytan Arasında romanının yazarı
“Ustalıkla ve kıvrak bir zekâyla yazılmış, macera, espri ve sihir yüklü bir fantastik hikâye.” ?Beth Revis, Bir Milyon Güneş ve Evrenin Ötesi romanlarının New York Times çoksatan yazarı
*“Sinematografik anlatımın canlılığıyla, nefes kesici bir macera.” PW
“Boecker çıkış romanındaki anlatım tarzıyla okurun Elizabeth’in sırlarını, endişelerini ve korkularını hissetmesini sağlayarak gerilim dolu bir hava yaratmış… Macera dolu bu kitapta kılıçlar çarpışıyor, canavarlarla savaşılıyor, kara büyü kullanılıyor ve ihanet kol geziyor… Maceranın yanı sıra arkadaşlık ve aşkın da yer aldığı bu hikâye genç edebiyatı fantastik okurlarının nefesini kesecek.” -School Library Journal




EN BÜYÜK DÜŞMANINIZ DÖVÜŞTÜĞÜNÜZ ŞEY DEĞİL, KORKTUĞUNUZ ŞEYDİR.

Artık siz de alışmışsınızdır, "Bu kitabı uzun zamandır okumak istiyordum." cümlelerime.Çoğu yoruma böyle başlıyorum farkındayım; ama Cadı Avcısı'nı okumak aklımın ucundan bile geçmiyordu ta ki kuzenim okumaya başlayıncaya kadar.Şeyma'ya sevgiler :)

Kuzenim okudu, sonra benim "Karanlık Çökünce" projem başladı ve nihayet bu sabah kitabı elime almıştım lakin uykuluydum.Genelde serviste yüz sayfa okumuş olmam gerekir ve doğruyu söylemek gerekirse sayfalar gözümde büyüyordu ve bitiremeyeceğimi düşünüyordum ki bir yerden sonra kendimi karanlık yerlerde, pastel renkli bir kasabada, dehşet içinde buldum.Yanımda ise Elizabeth vardı ve o da en az benim kadar şaşkındı.Elizabeth bir cadı avcısı ve vatana ihanetle suçlanıyordu üstelik iddialara göre o bir cadıydı.Aslında cadı olan bir cadı avcısı.Kulağa çok ironik gelmiyor mu? Blackwell bunun farkında değildi herhalde; çünkü Elizabeth'i çoktan gözden çıkarmış ve hapishaneye yollamayı kafasına koymuştu.Bir cadı avcısı olarak, hala cadı avcısı sayılır mıydı o arada, Elizabeth cadılara, büyücülere ve yaratıklara ne yapıldığını biliyordu.Onları kendi elleriyle Blackwell'e teslim ediyor ve yakılmalarına tanık oluyordu.Bu sefer izleyici başkaları, mahkum kendisiydi.Ölecekti.Sadece... Tek bir güvence, kaçış yolu... Kurtulmanın tek yolu olarak gördüğü, yıllardır en iyi arkadaşı olan Caleb.Caleb onun cadı avcısı olmasını sağlayan kişiydi ve onun ölmesine engel olurdu değil mi? Gelip onu kurtardı değil mi?

Hayat kısa, gidişat kötüydü.Elizabeth'in nefesi yetmeyebilirdi Caleb'ı beklemeye zira kızımız hasta hasta olmuştu.Ve bir gece ansızın... Yanında bir cesetle... Caleb'ı beklerken, beklenmedik bir silüet belirdi parmaklıkların ardında.Krallığın en tehlikeli, en çok aranılan büyücü Nicholas Perevil.Nicholas'ın Elizabeth'e ihtiyacı vardı.

“Büyü öylece bırakabileceğin bir şey değil. Büyü seni tanımlayan şeydir. Onunla veya onsuz doğarsın. Benle Fifer gibi ondan elde edebileceğin azami faydayı sağlarsın veya görmezden gelirsin. Ama kurtulamazsın.”

Ben bu sayfaları okulda okudum arkadaşlar, 11-C'yi de iliştireyim şuraya, ileride okur duygulanırım.Sık sık bölündü kitap.İlk ders okudum, hızımı alamamıştım, sabahın dokuzunda kitabı yarılamıştım bile.Kitap bekler sınav beklemez arkadaşlar, hayatın gerçekleri.Ben de bu gerçeğe karşı gelmeyerek oturdum üç ders boyunca fizik, matematik falan çalıştım.Sonraki ders döndüğümde büyük bi evdeydim ve yanımda tuhaf tipler vardı.Kıvırcık saçlı tatlı ve dağınık bir çocuk John."Bir dakika, be bunu daha önce görmüştüm!" dediğim George, "Bu kız neden sinir bozucu?" Fifer.Evet, adında bile meymenet yok.

“Diğerlerine seni kaybettiğimi söyleyeceğim.” Sesi sertti ve tonunda nefret ettiği, saklamaya çok uğraştığı tüm duyguları duyabiliyordum. “Yalan söylemiş de olmayacağım.”

Açıkçası kitap tek solukta bitecek bir kitap.Çok sürükleyici ve masal gibi.Aynı zamanda
sinematografik bir yanı var evet, bunu arka kapağa da yazmışlar.Katılıyorum.Harry Potter'la pek aram yok ama ben azıcık, çok az benzettim.Bunu iyi anlamda söylüyorum.

Caleb karakterini en başından beri sevmedim, çok iticiydi.Bu kitabı okuyacaksanız sizi etkilemek istemem ama gerçekten sevmedim.Diğer karakterler oldukça renkliydi ama.16. yüzyıl Avrupa'sında cadıların yakıldığı bir dönemde cadılar ne kadar renkli olabilir ki dediğinizi duyar gibiyim, okuyun anlarsınız.Yazmıştım bunu, pastel renkler.Cıvıl cıvıl bir mavi değil mesela ama pastel bir John.

İşte böyle efenim, önerimdir.

Puanım: 

 Yazımı beğendiniz mi? Beni Google+ veya GFC üzerinden takibe alırsanız yazılarımdan haberdar olabilirsiniz :)
 Mail adresim: altan.sulecik@gmail.com

25 Mayıs 2016 Çarşamba

Inceleme: Aşk Ateşi - Ayşe Ebru Tezcan

Çöl Rüyası - Aşk Ateşi

Arap Ateşi Herkesi Kavuracak!
"Dünyaları versen beni satın alamazsın."
Dedi Serap.
"Yerinde olsam bu kadar büyük konuşmazdım."
Dedi Omar.
Omar hiç reddedilmemişti,
Serap hiç bu kadar asağılanmamıştı.
Ama aşk ateşi,
İstanbul Boğazı'ndan
bedevi çöllerine...
ikisini de yaktı.







Ah Omar, ah! Bendeniz yine büyük konuşmuşum, benden size tavsiye okumadığınız kitabı eleştirmeyin.Ne olursa olsun... Dex yayınevi benim için çok ayrıdır.Dokuzuncu sınıfın ikinci dönemi Lux serisi ile başladı benim okuma serüvenim.Bir Dex yayınları bir de arkadaşım Rumeysa.Bir süre sonra Dex bozdu, Rumeysa ile de uzaklaştık, sanırım nankör bir insanım.

Dex bozdu derken kitap çıkarmıyordu doğru düzgün.Ve Türk yazar basmaya başlamıştı.Bakın bunun nesi yanlış diyenler... Mesela Penguen Yayın grubu bu konuda çok iyi, onu örnek almalı ve çizgilerini bozmamalılar.Olan kendilerine oluyor sonra.Eğer Dex de Dex Plus gibi yan isim çıkartsaydı bir şey demeyecektim.Neyse konumuz Dex değil, Omar.


Efendim yukarıda gördüğünüz şatafatlı yer Arap yarımadasının doğusunda bulunan Dubai'dir ve hikayemiz için büyük önem arz etmektedir.

Omar Al Ahdal, bir ceo ama adamda prens havası var, ceo'dan çok kral gibi davranıyordu bence.Allah'ım! Adam hem yakışıklı hem zengin hem de yakışıklı.Var mı Omar'dan iyisi? Bence yok.Kitabın başında Omar birkaç günlüğüne İstanbul'a geliyor ve onun tur rehberliği görevi Serap'a veriliyor.

Serap, üniversite üçüncü sınıf (Boğaziçi'nde okuyor kız yalnız -.-), kendi halinde, hafiften saf bir kız.Omar'dan etkilenmez mi? Ya da şöyle sorayım, Omar'dan hangi kadın etkilenmez? Kızımız saf dedim ya tam hayaller kurmaya başlayacakken Omar ona tek gecelik ilişki teklif ediyor ve kızımız buna gurur yapıyor, Türk filmlerindeki gururlu kadın edasıyla gidip Omar'a ağzından çıkanı söylüyor.Omar ise "Yerinde olsam bu kadar büyük konuşmazdım." diyor ve asıl hikaye başlıyor.

Kitapta ne gidilmedik otel ne de harcanmadık para kaldı.Bizim kız orta halli aile çocuğu tabii, başları yadırgadı bu durumu sonradan alıştı o da ekmek elden su gölden yaşamaya.Bir yerde karşı çıktı kendince, ileride çalışmakla ilgili.O da puf oldu gitti.Eh be kızım, sen koskoca oteller zinciri ceosunu elde etmişsin, neyin peşindesin? Sen iste adam sana otel açsın, ne tur rehberliği? 

Kitapta çok hoş Türk motifleri vardı, söylersem spoiler olur; ama yazmazsam da olmaz o nedenle beyaz yazıyorum.Spoiler: Kına gecesi olsun, düğün olsun, kız isteme olsun çok güzel yazılmıştı bence.Göğsümü gere gere, işte bunlar bizim geleneklerimiz diyerek bağrıma bastım.

İkinci kitapla ilgili şunu söyleyeyim; ilk kitapla Omar'la Serap'ın ilişkisi bir yere kadar geliyor, sanıyorum ikinci kitapta yazarın bize hissettirdiği pürüzlerle ilgileneceğiz.Sağlık olsun işin ucunda Omar varsa okunur efenim.

Yazarın kalemini sevdim.Sevmediğim üç şey var.Birincisi Serap bri şeye hayır diyor sonra Burcu ile konuşuyor ve hop fikri değişiyor, tamam oluyor olay.Saçmalık.Senin aklın yok mu? Burcu mu yaşıyor bu hayatı? Dost dost bir yere kadar.Yanlış bir karar, bir söz seni dostundan edebilir ama son pişmanlık fayda etmez Serap'cım.İkincisi yazar kurguyu kafasında bayağı oturtmuş olacak ki atıyorum ikinci bölümde yirminci bölümün alt yapısı verilmişti ve bu hoşuma gitmedi.Yine atıyorum, ikince bölümde Serap çiçek seviyor deniliyor yirminci bölümde Serap'a çiçekler çiçekler.Bunun nesi yanlış diyorsanız, yanlış değil ayrıca rahatsız edici, böyle şeyler belli edilmeden yapılmalı.Benim gözümde üçüncü kusur ise bazı yerlerdeki yazımlar.Yazım hataları değil, gerçi o da vardı.Özellikle bir yerde "Ben translate edeyim." dedi karakter ışık hızında soğudum kitaptan.Allah'tan Omar var.

Özetle, kitapta Omar var, lüks hayat var, su gibi harcanan paralar var, Dubai var, var da var... 

Puanım: 

(Kitap bu kadar iyi değil, son yıldız ve kalp sadece Omar'a.)


 Yazımı beğendiniz mi? Beni Google+ veya GFC üzerinden takibe alırsanız yazılarımdan haberdar olabilirsiniz :)

 Mail adresim: altan.sulecik@gmail.com






4N1K Film Oluyor!!

Kitap yorumum: http://dusesingunlugu.blogspot.com.tr/2016/05/inceleme-4n1k-busra-ylmaz.html
Yazardan gelen duyuru: 
Arkadaşlar, uzun süredir 4N1K ile ilgili dizi/film teklifleri alıyordum. Hem de inanılmaz derecede. Bir sürü yapım şirketi teklifte bulundu, hepsi önemli ve saygın şirketlerdi. Gidip hepsi ile tek tek konuştum, görüştüm. Benim için en önemli şey, kurgunun bozulmaması ve sizin sevdiğiniz gibi kalmasıydı. Bunu en iyi şekilde bize sunacağına söz aldığım ve sözleşmede buna göre değişiklikler yaptığımız Fabrika Yapım ile anlaşmaya vardık. Ve dizi/film haklarını onlara verdik. Yani, %99 ihtinalle bu kışın hikayemiz film olacak. %1 ihtimalle dizi de olabilir elbette ama film olmasının daha iyi olacağı düşünülüyor ve bir karar değişikliği olmazsa Ağustos'ta çekimler başlayacak. Bu sürece siz her aşamada dahil olacak ve oyuncu seçimlerinden mekanlara kadar söz sahibi olacaksınız. Bu film, size hediyem. O yüzden benim kadar sizin de istediklerinizin olması önemli. Sizi seviyor ve destekleriniz için teşekkür ediyorum. Lütfen beni desteklemeye devam edin. Sizin desteğinize her zamankinden daha çok ihtiyacım var. Manevi desteğiniz benim en büyük ilacım ~ Sizi seven Büşra Yılmaz.

24 Mayıs 2016 Salı

Inceleme: 4N1K - Büşra Yılmaz


Yaprak; küçükken, markette annesinden sürpriz yumurta istediği için bulgur reyonuna sıkıştırılıp çimdiklenenler, ilkokul önlüğünün altına eşofman giyip okula gidenler, yeşil silgisini diş izi yapanlar ve kırmızı kapaklı tüm dersler kitabının saman sayfalarını silerken yırtanlar kadar sıradan bir kız çocuğuyken; birlikte büyüdüğü dört çılgın erkek arkadaşı yüzünden akranlarından biraz farklı bir kız haline gelmiştir.
Dünyası, on iki yıllık dostları, gamzeli kahramanı Ali, tek ideolojisi 3P (pizza, pijama, pislik) üzerine kurulu bir çılgın, Oğuz, sevgilisini kendi vesikalık resminden bile kıskanan demirli, Gökhan ve notları toplamda bile 100'e ulaşamayan çorap fetişisti tatlı çapkın Sinan'dan ibarettir. Kalbi dördüyle tıka basa dolu, hayatı onlarla rengârenk olduğu için aşka ne inancı vardır ne de ihtiyacı...
Ama bir gün rutin (!) hayatı, doğum gününde gelen bir paket ile tümden değişir. Paketin içinde, gizemli bir âşıktan gelen, kızımızın asla giymeyeceği türden gösterişli bir elbise ve içinde de bir not vardır.

Selamlar! Bugün komedisi bol bir kitapla karşınızdayım.Bu kitap Wattpad çıkışlı ve ben, Watty asla okumam diyen kız, bu kitaba bayıldım! Ne kadardır bilmiyorum, 4N1K Facebook grubuna kayıtlıyım.Geçen gün anasayfada gezinirken karşıma çıktı ve bir bakayım dedim.Allah'ım bir grup bu kadar mı samimi olur? Bir yazar bu kadar mı tatlı olur? Allah'ım dedim, okumalıyım!

Nihayet kitaba başladığımda sıkıcı bir matematik dersinin ortasındaydım ve aşırı derecede sıkılıyorum.Sabahına Isla'yı okumuş ve hiç beğenmemiştim - yorum gelecek -.Elim kitaba varmıyordu anlayacağınız ama bir bakayım dedim.Hep "bir bakayım" sayesinde okudum bu kitabı.Başladım ve eve gidene kadar bir iki yüz sayfa okudum, evde okuyamadım maalesef.Ertesi gün ikinci ders başladım ve beşinci ders kitabı okumak için bana "Artık bitir." bakışları atan arkadaşıma verdim.

"Nerede, ne zaman, neden, ne olursa olsun! Hepimiz kızımız, kızımız hepimiz için!"

Kitabımızın konusuna gelelim.Efendim 4 oğlan 1 kız, bizim 4N1K grubu.Çapkın Sinan, aşık Gökhan, mesegillerden Oğuz, gönlümün efendisi Ali ve tatlı kızımız Yaprak.Karakterlerin resimleri var kapakta ve doğruyu söylemek gerekirse nefret ettim, doğru düzgün bakmadım bile.Kitap demek sınırsız hayal gücü demektir arkadaşlar...

Yaprak'tan bahsedeyim biraz size.Yaprak'ı, nedendir bilinmez, hep tatlı yazarımız gibi hayal ettim.Yaprak içinden geleni yapan, arada saçmalayan, harika dostları olan çok şanslı bir kız.Düşünün kızımızın en sevdiği şey yerde yuvarlanmak.Bir de yazarı düşünün.Tam yerde yuvarlanmayı sevecek bir tip yok mu?

"Bir erkek için dünyada sadece iki tane güzel kadın vardır. Biri annesi, diğeri aşık olduğu kişi. O yüzden, benim için güzel değilsin."

Biraz da Ali'mden bahsedeyim.Ah ah! Boşuna gönlümün efendisi demedim.Çoğu kızın aradığı tarzda bir erkek Ali.Düşünceli, kibar, centilmen.O sigara içişleri bile etkiledi be! grubun her şeye koşanı, yardımsever ve fedakarı.



Sinan, Gökhan ve Oğuz.O kadar komik, o kadar komik karakterler ki, az rezil olmadım olur olmaz yerde attığım kahkahalar yüzünden.Karakterlerin ayrı ayrı hayatları var tabi.Ayrı ayrı dediysem yanlış anlaşılmasın.Bunlar sıkı dostlar hem de kaç yıldır ama ilişkileri var, aileleri var...

Aile demişken, grubumuzun ailesi de arkadaş, mesela yılbaşında beraberlerdi.Ah, Oğuz'un annesi bahsetmesem olmaz.Hani bu hepimizin annesinin yaşadığı orta yaş sosyal medya hastalığı var ya, Oğuz'un annesi de bundan muzdarip.Hem de Facebook, Twitter değil sadece, Snapchat'i bile var!

Bakın bu alıntı tam ben:

"Tamam, şimdi ilk önce geometri çalışalım," deyip önündeki kitabı açtı gamzeli öğretmenimiz. "Nerden başlayalım?"
"Mısırlılardan başla kanka," dedi Sinan.
"Tarih değil geometri çalışacağız," dedi Ali kaşlarını çatarak. "Mısırlılar nerden çıktı?"
"Kanka geometri zaten... Mısırlılar bulmadı mı geometriyi? İşte bulunduğu yerden itibaren al sen. Bende geometri oradan eksik de."


Kitabın asıl konusuna gelelim, hiç gelmek istemiyorum çünkü nefret ettiğim bir karakter var: Barış.Yaprak kızımız Ali'nin ona duyduğu aşkı bilmiyor ve karşısına filmlerdeki gibi okulun yıldız çocuğu Barış nam-ı diğer Sırık çıkıyor.Sırık kızımızı ikna etmeye çalışıyor ve kitap bunun üzerinden ilerliyor.

Barış'tan nefret ettim.Hem davranışları sinir bozucuydu hem de ben zaten başından beri Ali tarafındaydım ki asla yapmadığım ve yapmam dediğim bir şey yapıp kitabın sonunu okudum hem de ilk yüz sayfada.Kalbim dayanmayacaktı yoksa Ali mi Barış mı diye.Bir tek son satırı okumuş olsam da anlayacağımı anlayaıp döndüm devam ettim okumaya ve son yüz sayfalarda hiç beklemediğim şeyler oldu.

Sona kalan iki kağıt Oğuz ve Sinan'ınkiydi. "Oğuz Ünal, kaç bekliyorsun?" diye sordu hoca, Oğuza bakarak. "Ben bilmem kıymetli öğretmenimiz. Allah'ın takdiri neyse onu alacağım." Oğuzun dalgayla karışık gevşek cevabına, gözlüğünün üzerinden ters ters baktı hoca. "22 evladım.22!" Kriz. Sinan, Oğuzu dürttü ve kulağına sadece bizim duyabileceğimiz şekilde fısıldadı. "Tuvalette ekmek mi kemirdin, Allah'a şirk koşarken kul hakkı mı yedin, dört büyük kitaba diss mi attın, şeytana ruhunu mu sattın anasını satayım. Dinden 22 almak ne lan?""Sinan Yorulmaz. Sen de 15 aldın... Bravo." Hoca elindeki son kağıdı da kağıt yığınının üzerine koyup, hepsini hızla çantasına tıkıştırdı.
"Ben de galiba Oğuz'a bunları yaparken eşlik ediyordum..."

Şimdiden söylemiş olayım, kitapt küfürler var.Uyarmadı demeyin.Küfürler var ama özellikle Yaprak'ta inanılmaz bir sözel zeka var herhalde çünkü çok özgün lafları vardı.

Ben sadece eğlenmek için okudum diyebilirim ve puanımı bu doğrultuda vereceğim.Tam bir lise hikayesi, ne eksik ne fazla.Özellikle kitabın başlarında, alışmaya çalışırken "Aaa bu Esra!" "Aaa bu ben!" "Aaa bu Harun!" gibi benzetmeleri o kadar çok yaptım ki bir süre sonra bu kitabın hepimizden bir şeyler barındırdığını fark ettim.Bu inanılmaz bir şey, lise çağında okuyorsanız bana katılacaksınız.

Yaprak'ı kıskanmadım değil, onu da söyleyerek yorumu bitireyim.Yazdığım en uzun yorumlardan oldu sanırım :)

Bunu okuyan 4N1K ailesine selamlar yolluyorum *-*

Bu arada yazarın yeni kitabı çıkacak, onu da okumak için çıldırıyorum! Görüşmek üzere!

Puanım: 






 Yazımı beğendiniz mi? Beni Google+ veya GFC üzerinden takibe alırsanız yazılarımdan haberdar olabilirsiniz :)

[​IMG]  Mail adresim: altan.sulecik@gmail.com

23 Mayıs 2016 Pazartesi

Inceleme: Kulüp Serisi - Lauren Rowe




Merhabalar! Harika bir seri ile karşınızdayım.Yayınevi henüz iki kitabını çevirmiş, GR'te 7 kitabı, 4 küsür puanı var.



Saplantı, ilk kitap.Jones, yakışıklı, zengin karakterimiz.Klasik, buraya kadar ama onu diğer karakterlerden ayıran bir özelliği var: Kadınları tatmin etmeyi amaç haline getirmiş olması.

Jones, ikiz kardeşi Josh'ın önerisiyle "Kulüp" adı verilen bir kuruluşa üye olur.Kulüp'ün kendine özgü bir sistemi vardır ve modern izdivaç programı gibi çalışmaktadır.Jones, kendini öyle tanıtır, öyle tanıtır ki Kulüp'e gerek kalmadan, Kulüp'ün kayıt asistanı Sarah ile işi ilerletirler.

Kitap tamamen iki kartakterin etrafında dönüyor aslında bu bir işaret, serinin devamına dair.Demek ki ara sıra kitaplarımıza karışan karakterler ileri kitaplarda karşımıza çıkacak.

Kitabı sadece cinsellik olarak düşünmeyin.Tamam var, yok diyemem hatta bu sahnelerin çok olduğunu bilerek rahatsız etmeyecekse okuyun derim ama daha derin şeyler de var kitaplarda.Karakterlerin geçmişlerine dair derin şeyler.İki kitap bitti ve benim hala deli gibi merak ettiğim şeyler var mesela :)


İkinci kitap daha hareketli.Kulüp, karakterlerimizin beklentisinin aksine tehlikeli bir yer çıkmıştır ve Sarah'nın başı beladadır.Konusu bu kadar.Kitaplar konu olarak çok yoğun değil.Duygu olarak yoğun.

İkinci kitapla ilgili mini bir spoiler vereyim.Jonas'ın ikizi Josh ile Sarah'nın arkadaşı Kat arasında bir şeyler olabilir mi acaba?


Bu arada kitap boyunca felsefeye maruz kaldım ve hiç şikayetçi değilim! Jonas, Platon hayranıydı.Sarah ve Jones'un mottosu "Aşk deliliktir." 

İşte bu kadar! Kitapları öneriyorum.Ben de okumaya 1000Kitap sayesinde karar verdim, düşünün 20 kişi puanlamış Saplantı'yı ve hepsi 10/10 vermiş.


Metafor demişken, bu konu da kitaptaki ilginç konulardan biri.Jones bunu çok yapıyordu.Bu arada ilk kitapta Jones, Sarah'tan cesur bir şey istedi ve Sarah bunu yaptı.İkinci kitap da ise Sarah Jones'tan izledi.Tamam yapabilir; ama Jones'un hassasiyeti olduğunu bile bile ne yapıyorsun sen? Amacın ne? Çok sinirlendim o bölümde.



İki kitapta da müzik listesi vardı bu arada.Şuradan buyrun: http://laurenrowebooks.com/playlist/

Kanes yayınlarının okuduğum ilk kitaplarıydı.İyi bir yayınevi olur inşallah.Çok güzel alıntılar hazırlamışlar kitapla ilgili, ben de oradan aldım :) Kulüp Serisi Alıntılar

Umarım serinin devamı hızlıca çıkar!

Puanım: 

Yazımı beğendiniz mi? Beni Google+ veya GFC üzerinden takibe alırsanız yazılarımdan haberdar olabilirsiniz :)
[​IMG]  Mail adresim: altan.sulecik@gmail.com

22 Mayıs 2016 Pazar

Inceleme: Fangirl - Rainbow Rowell


Cath bir Simon Snow hayranıdır.
Öyle ya, tüm dünya Simon Snow hayranıdır...
Ancak bu Cath için bir hayat felsefesidir ve o takipçi olma konusunda çok iyidir. İkiz kız kardeşi Wren'le çocukluklarından beri Simon Snow kitaplarını defalarca okumaktan, hayran kurgusu yazmaya kadar, kendilerini seriye adamış, annelerini kaybetmelerini de ancak bu şekilde atlatabilmişlerdir. Büyüdükçe Wren'in hayranlığı azalsa da Cath'in vazgeçmeye niyeti yoktur.
Üniversiteye gidecekleri sırada Wren, onunla aynı odada kalmak istemediğini söyleyince Cath kendi rahat dünyasının tamamen dışında, bir başına kalır. Son derece utangaç olan Cath, kendini yazdığı hayran kurgusuna kaptırmıştır. Hikâyesinde her zaman ne diyeceğini gayet iyi bilmekte ve gerçek hayatta hiç tecrübe etmediği romantizmi öyküsüne yansıtabilmektedir. Wren elinden tutmadan da Cath her şeyin üstesinden gelebilecek midir? Kendi hayatına başlamaya gerçekten hazır mıdır? Ya kendi hikâyelerini yazmaya?..
En önemlisi de Simon Snow sevdasını geride bırakma pahasına yola devam etmeyi istemekte midir?


Gerçek ve düş arasında sıkışmış hayalperest bir genç kız...
Bir elmanın iki yarısıyken farklı hayatlara savrulan iki kardeş...

Pazar gününe yakışır bir kitap okudum bugün, kalemimden geldiğince anlatmaya çalışacağım sizlere ^^
Fangirl kaç yıldır popüler bir kitap? Bence dört yıl olmuştur.Kitab-ı Sevda 2013'te yorum yapmış kitaba, evet GR'ye göre 2013'te çıkmış.O gün bugündür bu kitap popüler.Neden peki? Kimi İngilizce okudu, kimi benim gibi Türkçe edisyonunu bekledi.




Kitabın konusuna değinelim.Hafif spoiler içerecektir.Kitabımızın ana karakteri Cath.Bir de ikizi var Cath'in, Wren.İki kardeş, üniversiteye başlıyorlar ve biz üniversitenin ilk yılında hayatlarına misafir oluyoruz.

Kızlar yurtta kalıyorlar ve Wren ikiziyle kalmak istemiyor.Ben bu duruma bir yandan hak verdim bir yandan durumu garipsedim.Ben olsam ne yapardım? Ayrı kalmaya karar verilince, Cath, Reagan adında bir kızla oda arkadaşı oluyor.Bir de onun sevgilisi Levi ile... Yurt karma değil, hayır; ama Levi kızların odasından çıkmıyor.[​IMG]

Cath, içine kapanık, aşırı fangirl bir kız.Simon ve Baz'ın hikayesine takmış durumda.Onları konu edinen kurgular yazıyor, bir başka deyişle fan-fiction.Odasından çıkmaya pek gönüllü değil, yurt yemekhanesinin yerini bile haftalar sonra öğreniyor.

Wren cephesinde ise işler daha hızlı.Partiler, erkekler, içkiler... On sekiz yıllık ikiziyle arası açılıyor bir süre sonra.



Ben kitaptan başlarda nefret ettim, ilk yüz elli sayfa falan hem de.Cath karakteri çok sinir oldum.Odasından çıkmayan, korkağın teki bir kız.Sanırsın on iki yaşında, erkeklerle hiç ilgilenmiyor.O sayfalarda elime verseler döverdim.Kızın fangirl olması da aşırı geldi.Tamam sev, biz de seviyoruz ama bu kadar abartmaya ne gerek var? Sen on sekiz yaşındasın on beş değil.Gördüğünüz gibi karakteri yaşına bir türlü oturtamamışım.Sayfalar ilerledi ben Wren tarafına geçtim.Wren'in yaptıkları daha mantıklı geldi.Yeni bir ortam cesaret ister.Bilgisayarın karşısında saatlerce durmayı değil.Kendimi onun yerine koyuyorum.Ben kitap okumaz mıydım? Okurdum.Çekinmez miydim? Çekinirdim.İşler tam bu noktada karışıyor çünkü Cath'e benzediğimi fark ediyorum.

Kitap ilerliyor, ilerledikçe olayların temelleri oturmaya başlıyor, ha şöyle olmaya başladı, diyorum içimden.Wren'in hayatı içinden çıkılmaz bir hal almaya başlıyor, Cath ise nihayet (!!) kabuğundan çıkıyor.

Ah Levi, Levi... Levi karakterine aşık oldum [​IMG] Çocuk ince ruhlu bir kere... Üstelik Starbucks'ta çalışıyor ve benden duymuş olmayın ama Cath'e karşı boş değil... Bizim kafasını bilgisayardan kaldırmayan Cath'e karşı.Sanırım hayatım için hala umut var.



Cath, Levi ile beraber saflığını biraz aşıyor.Tabi ki kabak çiçeği gibi açılmıyor ama ileride o da olur belki kim bilir? Sonuçta Wren ile aynı DNA'ya sahip, her şey beklenir.

Daha birkaç olay var kitabın içinde ama hiçbiri tam değil.Fazla spoiler olmasın diye anlatmıyorum ama yazarın tarzı hakkında birkaç sözüm var.

Yazar yan karakterleri yazmakta usta, bu su götürmez bir gerçek.Reagan, Cath'in annesi, Wren, Cath'in edebiyat hocası hatta Levi... Kitaba tadını veren tam da bu.Cath tek başına oldukça sıkıcı bir hayata sahip, çevresindeki insanların etkileri sayesinde bir kitap karakteri olabiliyor.John Green'le ortak noktası bu Rainbow Rowell'in.İkisinin de kurguları yere basmıyor.Balon gibi diyebilirim.İkisini de okurken aynı hissi yaşadım.Üslupla ilgili bir şey olsa gerek, okurken uçuyor gibisiniz.Ne demek istediğimi okuyanlar anlayacaktır.John Green'in Tek İsim Tek Kader kitabı ile Rainbow'un bu kitabı.

Yazarın önceki kitabını da okudum ben lakin o kitabı sevmemiştim.Yukarıda bahsettiğim nedenden dolayı bana hitap etmemişti.Bu kitabı ona göre çok çok daha fazla sevdim.

Cath'i kendime benzettiğim bir başka nokta da baba sevgisiydi.Yazar bunu çok güzel işlemişti :')


Şu Simon ve Baz'dan bahsetmezsem bu yorum hep eksik kalacaktır.Simon ve Baz'ın hikayesini konu alan yedi sekiz kitaplık bir seri var ve Cath'in hayran olduğu bu seri.Sürekli bu serinin kurgularını yazıyor ve hayli okuyucusu var.Kitabın bölüm aralarında bu seriden bölümler verilmiş, açıkçası sıkıldım okurken.Harry Potter çakması gibi olmuş ve yazar bunu bilerek yapmış sanırım.


Wren ile ilgili şunu söyleyebilirim, okuduğum genç yetişkin kitaplarına göre bir genç kızdı.Hatalar yaptı, evet.Yanıldı, evet.Ama hangimiz mükemmeliz? Wren sadece biraz abarttı ve bedeli ağır oldu.İkizler için Lucy Hale olabilir aslında.


Levi'yi asla böyle hayal etmeyin, asla! O çok daha yakışıklı.Gerçekten! benim bulduğum en iyi dreamcast buydu bozmak istemedim, daha çok yakışıklı bir liseli olarak hayal ettim.Bu "adam" ziyadesiyle yaşlı! Reagan karakterini, neden bilmiyorum, çok sevdim.Tam bir yurtlu kız tipi.

İşte böyle! Aşağı yorum bırakın da konuşalım yahu, bu kitapla ilgili sohbet etmeye can atıyorum!

Puanım: 

Yazımı beğendiniz mi? Beni Google+ veya GFC üzerinden takibe alırsanız yazılarımdan haberdar olabilirsiniz :)
[​IMG]  Mail adresim: altan.sulecik@gmail.com




21 Mayıs 2016 Cumartesi

Karanlık Çökünce | Yabancı Yayınları

Yaz akşamları ...
Benim biletim kitaplarım.
Her gece başka hikaye...



İlk konuğum Yabancı Yayınları.
Konseptim her yayınevinin beşer kitabını okumak, malum çok uzak kaldım piyasadan, oku oku bitmez :D

Anlaşma  Dünyanın En Şanslı Kızı   Cadı Avcısı Köprü  Ada 




Yazımı beğendiniz mi? Beni Google+ veya GFC üzerinden takibe alırsanız yazılarımdan haberdar olabilirsiniz :)
[​IMG]  Mail adresim: altan.sulecik@gmail.com


Yorum: Gölün Dibindeki Ev

Selamlar, selamlar! Bugün sabah kalktım ve artık okumaya hazırım dedim.Bir seriye başlayacaktım ama dedim ki kendi kendime ne yapıyorsun Şul...

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...